10 Ara 2011

bu sabah...

 


Her zamanki gibi panikle doğruluyorum yataktan, oldum olası öyle sakince gerine gerine uyanamamışımdır ben. Muhtemelen ruhum bu yüzden hep ardımdan koşuyor, yorgunluğuda ondan.
Ah ben ne dertler çektim demiyordur yani, ah ben hep unutuldum bir yerlerde tükendim koşmaktan diyordur büyük ihtimalle.
Salonda duran telefonuma sarılıyorum aynı telaşla, hızla numarasını buluyorum yürüyüş için sözleştiğim arkadaşımın, açıyor hemen telefonunu . Günaydın bile demiyorum  kıza. Uyuyakalmışım özür dilerim diyorum, hemen kahvaltımı yapar inerim yanına, on dakika ver bana olur mu ?
İyide buluşmamıza daha bir saat var, geç falan kalmadın diyor.
Oysa eminim geç kaldığıma, emindim en azından.
Duvar saatine bakıyorum , haklı , bir saat var buluşmamıza.
Birşeyler geveleyip kapatıyorum telefonu, koltuğa çöküp ruhumu yanıma çağırıyorum.
Uzun zamandır böyle uyanıp,böyle yaşıyorum ben.
Ya vaktim çokmuş gibi geliyor  yada hiç vatiksizmiş gibi telaşa kapılıyorum.
Kaçırmaktan korktuğum anları kovalıyor, kaçsın istediklerimede hep yakalanıyorum...

2 yorum:

birtutamkekik dedi ki...

merhabalar:)
ne hoş bir sayfa bu böyle...
bayıldım paylaşımlarınıza..
roman tadındaki yazılarınız aldı beni benden..:)
seve seve izleyiciniz oldum...
bende sizi bekliyorum sayfama..
gönül dolusu sevgiler...

melaiqe dedi ki...

ne güzel sözler bunlar , teşekkür ederim,sevgiyle kalın :)