Bir haftadır sinemaya gitme planları yapıyoruz kız arkadaşımla, ajandalarımıza sarılıp.
Gün bizi yere sermemişse gecelerimizden birine, boylu boyunca çekmek istiyoruz o beyaz perdeyi.
Hiç boş vaktimiz yok oysa. En azından makul saatlerini bize ayıramıyor dünya.
Akşamları o değişen yasaları anlamaya , ben sözleşmeleri okumaya koyuluyorum.
Ara sıra birbirimize birşeyler sormak için konuşuyoruz gecenin içinde.
Vizyondaki flimlerden bahsediyor, bu haftanın nede yoğun olduğunu hatırlayıp susuyoruz..
Dvd'sini alırız nasılsa diye avutuyoruz kendimizi . Biz hayatı galiba hep sonradan seyrediyoruz.
Sanırsınız ki bu şehrin yükü ikimizin omuzunda. Ve koca kentte yalnız biz çalışıyoruz.
Dün iptal edilen bir organizasyon sonrasında spor salonunun koltuklarında oturup ortalığı toplayan kalabalığı izlerken, dedimki kendi kendime ,artık yeter. Sanırım ev kadını olmalısın.
Bu duygunun beni ne kadar mutlu ettiğini düşündüm.
Binlerce kadının o saatlerde evinde oturduğunu, uyumadan önce birşey okumak zorunda kalmadıklarını, gecenin bir saati telefonlarının asla çalmıyacağını, yine gecenin bir saati işleri gereği olası aksilikler yüzünden marangoz,demirci, elektrikçi aramak zorunda olmadıklarını, herhangi bir konseri, tiyatroyu, paneli,semineri , ön sıralardan ( kuliste debelenmeden) izleyebildiklerini, en önemliside katıldıkları hangi etkinlik olursa olsun ,program biter bitmez orayı terk edebildiklerini düşündüm.
En azındann elektrik kesintisinin ,konser için gelen kocaman tırlar yüzünden olduğunu bilip paniklemiyorlardır .
Mum yakmaları yeterli, benimse şehri aydınlatmam gerekli.
Oturduğum yerde bu ve buna benzer şeyleri düşündüm bir saat boyunca, bunca yıldır başıma gelen aksilikleri,zorlukları, yalnızlıkları,kaçırdıklarımı.
Belki de ilk kez çocuklar o durgun halimden ürküp birşey sormadılar bana , biri gelip kahve bıraktı yan koltuğa sadece. Teşekkür etmek için başımı kaldırdım, ama adını hatırlayamadım . Kuru bir sağol çıktı dudaklarımdan sadece .
Ne kadar çok insan tanıdığımı ama onları ne kadar az tanıdığımı düşündüm.
Oysaki böyle bir hayat için eğittim kendimi, bunlar için okudum, bunlar için şehirler geçtim, bunlar için mücadele ettim , bunlar için vazgeçtim birçok şeyden.
Belki de yanlış yaptım birşeyleri...
Sıralamada ufak bir hata, zamanlamada ufak bir kayma.
Kocaman bir tır hayatımın orta yerinden geçiyor gibi hissediyorum dünden bu yana.
Ve mum yakmaktan daha kolay geliyor şehri aydınlatmak...
Belki bir film izlerim geçer tüm bunlar.

2 yorum:
Bir film izlemelisin o zaman. Keşke film konusunda bu kadar eksik olmasaydım. Sana güzel bir film önerirdim o zaman.
Evet kelebek, izleyince geçiyor galiba :)
Yorum Gönder