15 Ağu 2011

zerre...


Değişiyorum , her gün yeni bir benle uyanıyorum nerdeyse son zamanlarda.
Eskiden olsaydı diye başlayan cümleler kuruyorum içimde.
İyi mi bilmiyorum , takvimlerin hayatıma bıraktığı bu dinginlik.
Ya da, bu dinginlik sandığım şey yorgun olmakmıdır aslında.
Hırslarından arındın mı diye soruyorum kendime, öfke duymuyormusun olup bitenlere, değiştirmek istemiyormusun gözünün ucuna batan kıymıkları.
Coşkuyla koşup bir ağaca sarılmak çocukça mı şimdilerde veya hala aynı aşkla özlemek bir adamı yüzyıllar sonra , aptalllıktanmı .
Seyrediyorum sadece.
Zamanın önünde , saygı duruşunda bekleyen ruhuma bakıp, şaşıyorum .
Geçsin mi bu halim, kalsın mı bilemiyorum.
Şehre uzak bir tepeden seyreyleyip dünyayı, ben buldum demek gibi bir şey.
Arananı ,bulmuş olmak.
Bilinmeyeni, bilmek.
Söylenemeyeni, söylemek gibi birşey.
Oysaki , everest bile görünmüyordur .
Venüs yada uranüsten...

0 yorum: