10 May 2011

şimdilerde...


Canım yanıyor diyor kadın telefonda,sarılıp avutamam onu,bir fincan sıcak çayı tutuşturamam eline. Üstelik ayrı şehirlerdeyiz,üstelik aşık, üstelik iflah olmaz kendince. Diyor ki, sen ne kadar sevdiysen onun binlerce katı benim sevgim . Ne kadar sevdiğini kanıtlama peşinde. Oysaki sevginin en büyük kanıtı sessizlik. Ama ne söylesem boş biliyorum. Bazen kızgınlıkla yüzüne gözüne dalıyorum, kendini böylesine üzüp yok ettiği için, bazen susup kendime dalıyorum... Kendime daldığım her an içimde yıllarca usulca duran o inciye dokunup şükrediyorum varlığı için. Hiçbir aşkın sona ermek zorumda olmadığını, bazen binlerce, milyonlarca sevsekte , sevilmemenin, sevginin sonu olmadığını söyleyemiyorum. Anlayamaz henüz. Belki bir gün, belki hiçbir zaman. Hepimiz gibi o da dünyanın en şanslı kadını olmak istiyor elbette,aşık olduğu adam tarafından aynı aşkla sevilmek. Hatta bencilce aşkına doyup , terk eden olabilmek.
İnsan sevdiğini öldürebilir mi ?
İnsan içindeki o sevgiyi öldürünce kendi hayatta kalabilir mi ?
Bilmiyorum.
Zira aklımın ucundan geçmedi silip süpürmek içimdeki sesleri,hüzünleri,sevinçleri.
Herşey olduğu gibi , olduğu kadar.
Şimdilerde canı yanan o kadına, o sızının her zaman orda duracağını , o sızıyı içinde değerli bir maden gibi , zamanla güzelleştirebileceğini söyleyemiyorum.
Çünkü o aşk'a soru soruyor , ne yazık ki aşkın sağır ve dilsiz olduğunu henüz bilmiyor.

0 yorum: